Porno

Hikaye
Bitmeyenhikayeler.com
ister oku ister anlat!
Aktif Ziyaretçi:   --    

Vita

Vita Kuzinede ateş yanıyormuş. Oda güzelce ısınmışmış. Bir saat önce sürülen tepsideki etli patatesin kokusu da odayı sarmışmış. Hava erkenden kararmışmış. Kalın kerpiç duvarların dışında deli bir kış uğuldayıp dururmuş. Dışarıdan karın parlak beyazı oda duvarlarına vurup hafif bir aydınlık verir imiş. Kuzinenin ön kapağının gözünden de alevlerin ışığı çıkar duvarlara hafif bir kızıllık verirmiş. Adam az sonra gelir ve açlığını beyan eder imiş. Buralarda hayat böyle de basit imiş. Şimdilik üçmüşler. Ama sabaha karşı banyoluktan gelen şapırtılara bakılırsa seneye kalmaz dörtlenirmişler. Gelin odaya girdiğinde kaynana seccade üzerinde tehiyyat okumaktaymış. Selam vermesine az kalmışmış. Duvardaki kocaman mıhta asılı duran gaz lambasını almış gelin. Sağa sola esneterek şişe tabir edilen cam kısmı çıkarmış. Fitilini biraz yukarı çıkartıp yanmaya hazır hale getirmiş. Pencere önündeki kibriti alıp çakmış. Kırmızı-sarı alev yüzüne vururken arkasındaki duvarda kocaman gölgesi belirmiş. Fitil yanmış. Lambanın şişesi yerine takılıp alev orta uzunlukta sabitlenmiş. Bu sırada önce sessizce sağ yanına selam veren kaynana, daha yüksek sesle sol omuzuna doğru dönerek selam vermiş. Esselamualeykumverahmetullahh!! Gelin ona doğru döndüğünde çatılmış kaşlar ile salevat getiren dudakları görmüş. Lambanın ışığında yüzü kızıla dönmüş. Tülbenti omuzlarını örten ve sağ elindeki tesbihi bırakmadan sol elini yere dayayıp geline doğru ayağa kalkmaya yekinen kaynanaya el uzatmış. Kemikli el henüz yıpranmamış taze gelinin tombul elinde kaybolmuş. İşveli bir sesle "Hoppacık" diyerek yaşlı kadını kendine doğru çekip ayağa diken ondokuzluk kız onun yüzündeki ifadeyi görünce duraklamış. Kadın kızgınmış enikonu. "Bak kızım" diye söze başlamış kadın. "Gençsin, güzelsin, oğlum da seni seviyor. Lakin hem hoppasın hem de müsrifsin. Geçen sokağın öte yanından gülmeni duydum. Olmaz bu! Şimdi de odada ateş varken tutup kibrit ziyan ettin. Böyle davranırsan oğlum ev bark olamaz!" diye de devam etmiş. Gelin ancak omuz hizasına kadar gelen kadının yüzüne bakarak utancını belli etmiş. Aynı evde yaşayacağı genç kadınla uzlaşmaya niyetli kaynana da sesini bir ton yumuşatıp sürdürmüş: "Kibrit yakılınca ucu yandı diye çöpe atılmaz. Koyarsın kenara lazım olduğunda evin bir yerinde yanar ateş varsa oradan oraya ateş aktarırsın. Kağıtları da sakla. Onlarla da soba tutuşturursun. Bak benim oğlum sigarasını hep kuzinenin ateşinden yakar. Geçen zeytinyağı tenekesini kenara koymuşsun. O da israf. Kocan erken geldiği bir gün evin önünde eline keserle yağ tenekesini ver. Ağzını açıp kenardaki çapakları keserin arka kısmı ile ezsin. Sana saksı yapsın. Tarasın kıyılarına dizersin. Hele de mintax kaplarını atmana hiç gönlüm razı değil. Güzelce temizle, kurut, sonra içine düğme, çengelli iğne, bozuk para koyarsın. Bozuk para deyip geçme en olmadık zamanda eline gelir, yüzünü güldürür. Sonra mandallardan yayı bozulanların tahtalarını da yakma, koy bir kutuya. Sağlam yayı olup da tahtası kırılanlarla eşlersin." Deyip bitirmiş. Tesbihat için divanın üzerine geçip, kıbleye yan dönüp bir ayağını altına almış. Dudakları yeniden oynamaya başlamış. Dışarıda hava zifir karanlığa dönmüş. Tek katlı evlerinin 4 tahta basamak ile girilen kapı tarafında domates ve kabak ektikleri bir bahçe kısmı, mutfak kapısının açıldığı tarafta ise altı açık odunluk olan ve teras dedikleri balkonları varmış. Tahtadanmış balkon. İki ucunda dikili direklerin uçları ile çatıyı oluşturan kalasların uçlarını birleştiren kalın tellere sarılan bir de asmaları varmış. Üzümleri kokulu ama biraz ekşiceymiş. Terasın kenarlarına parmaklık yaptıramamışlar. Hoş yerden de topu topu bir metre yirmi santim kadar yüksekliği varmış. Düşsen de birşeycik olmazmış. Kocasının erkenden ahirete intikali ile bir tanecik oğluyla başbaşa kalan teyze her nesneyi sonuna kadar kullanmanın ilmini yapmış. Oğlan okumamış. Babadan kalan ve kapalı duran eski tip bakkalı ilk seneden sonra birlikte yeniden faaliyete geçirmişlermiş. Elleri ne darmış ne de bol. Bakkalda açık nebati yağ da satarlarmış. Biten tenekeleri eve getiren oğlu annesinin yaptığı işlemin bitmesini beklermiş. Bu işlem gazocağında tenekenin ısıtılarak içindeki katı yağ bulaşığının erimesini sağlamak ve sıvılaşmış bu yağı bir bardağa alarak bir sonraki yemekte kullanmak şeklindeymiş. Bu işin sonrasında yıkanıp paklanan teneke kutunun ağız kenarları çekiç ya da keserle ezilip dibine yakın bir delik delinirmiş. Daha sonra toprak doldurulan ve içine dayanıklı bir çiçek ekilen teneke kutu, balkonun kenarındaki dizide yerini alırmış. Yağın markası da hep Vita imiş. Sokağın ucundan bakıldığında yanyana sarı kırmızı etiketleri ile vita kutuları ve onlardan ormanmışçasına fışkıran çiçekler adının Faika olduğunu sonradan öğrendiğimiz iktisatlı teyzeye gurur verirmiş. Babası erken ölen ve annesi ile başbaşa ergenlik dönemini yaşayan tüm erkek çocuklar gibi Sedat da sakin ve hüzünlüymüş. Bir sigaraya alışmış. O da olsunmuş. Yer sofrasında yeyip, çayı hemen sonrasında bağdaş kurarak içerlermiş. Sofra bezi bahçenin alt köşesindeki tavuk kümesine silkelenirmiş. Yazları karpuz kabukları iyice didiklesinler diye tavuklara verilirmiş. Öyle bir gagalarlarmış ki dış kabuğa kadar bir gram iç kabuk kalmazmış. Çay çöpleri belli bir sıra ile çiçeklerin diplerine, vita tenekelerine dökülürmüş. Öyle de bir gübre olurmuş ki. Çiçekler azar kudururmuş. Balkona sarılmış asmanın yaprakları hemen her hafta sarma olarak karşılarına çıktığı yetmiyor gibi salamura yapılıp zemheride de kullanılırlarmış. Kış gelince asmanın dalları budanır, çubuk da denilen bu dalcıklar küçük parçalar halinde biriktirilir, sonra tutuşturma işlerinde kullanılırlarmış. İki dönüm elma bahçelerindeki ağaçların kuruyan dalları koparılık parçalanır ve kış için biriktirilirmiş. Diğer ağaçlardan da aynı şekilde bolca odun elde edilirmiş. Sıcağı mayalı olmuyormuş yine de meyve ağacı odununun. Her kasım ayında sahtekar oduncu Şevket'ten iki ton kadar meşe odunu almak gerekirmiş. Faika hanım Şevketin iyi zamanına denk getirir odunların kuru olduğu bir günde, atarabasını da önceden ayarlayarak sekiz çeki odunu alırmış. Üzeri yosunlu yaş odun parçalarını çeki sandığından alıp kenara atarsa Şevket celallenir "Faika abla manavda hıyar seçmiyon, uyarıyom!" diye bağrınırmış. Gelini, yani Neziha'yı sedat sonradan sonraya çok sevmiş. Güçlü kaynanayı önce kabul edemeyen, sonra da kararları onun alması konforuna alışıveren Neziha hemen her gece kocasına sokulur, yatmadan önce memelerinin arasındaki oluğa birkaç damla damlattığı esansın kokusunu adama duyururmuş. Genç adam kasaba pazarına gelen bir esansçıdan alırmış bunu. Ve asla duyurmazlarmış "beyaz sabun neyinize yetmiyor, ne öyle koku moku?" diye çıkışacağı belli yaşlı kadına. Bu onların tek sevdikleri israflarıymış. Bir de kasaba yerine göre çok su harcıyorlarmış karı koca... Galiba..

Yazar: klasik adam
1/8/2008 tarihinde yazılmıştır.
cizgi
Kategoriler
Dramatik
Romantik
Komik
Klasik
Bilim Kurgu
Gerilim Korku
Gerçek
 

Rastgele
Son Kez
(Dramatik Hikayeler)

BEN YALNIZLIKLARIN
(Dramatik Hikayeler)

ne kadar kolay aldatılabiliyor
(Gerçek Hikayeler)

hiç birşeyin garantisi yok
(Komik Hikayeler)

yüreğimden yüreğine
(Gerçek Hikayeler)

çok geç olmadan
(Dramatik Hikayeler)

esrarengiz doğum günü
(Gerilim Korku Hikayeleri)

Gidişim, Bendeki Yokluğun Olac
(Romantik Hikayeler)

3 Harfli çağırma
(Gerilim Korku Hikayeleri)

Gece Butun Kasveti
(Dramatik Hikayeler)


Toplam 902 erotik hikaye bulunmaktadir.

Baslangiç sayfam yap | Favorim yap | iletişim
Uyari: Bu sitede bulunan yazi, sahis ve mekan isimleri tamamen hayal ürünüdür.
Günün Sözü: İslamiyeti yaşayan kimse, hem şahsi, hem ailevi ve hem de sosyal hayatında ibadet ediyor demektir. (Hekimoğlu İsmail)
porno hikaye
Firefox 3 Google sayfama ekle RSS

Sex shop sex ekolyatak seks